Eylül

EYLÜL

Eylül ayının güzelliği hepimizin malumu. Barındırdığı sükûnet, denizin üzerinde, Güneş’in açısının değişiminden kaynaklanan pırıltıları, havasının ılımanlığı, arada esen serince rüzgârlarının verdiği neşe ile eylülün yeri bir başkadır. Ancak eylülün asıl karakterini, insanın en eski yoldaşlarından biri olan üzüm belirler. Başka deyişle eylül, üzümün ayıdır.

Neler yapılmaz ki üzümden… Pek çok damıtık içkinin babasıdır üzüm. Başta rakı tabii. Bizim rakımız. Pek tabii kıymetli şarap. Anadolu’muzun en eski ve güzel içeceği.  Sonra konyak. Bizde pek bilinmeyen ama 500 yıldır Fransa’da üretilen armanyak var sonra. Yeni yeni kimi dükkânlarda rafa çıkan grappa da nefis değil mi? Sonra seveni çok olan brendi… Aynı şekilde vermut… Sadece alkollü içecekler değil tabii. Şırası, pekmezi, kurusu…

Niye üzüm ayıdır ki eylül? Efendim, bağbozumunu bilmeyen olabilir, anlatalım: Bağ bağ üzümler, eylülün ilk günlerinde, tek tek elle toplanır. Yani bağ bozulur. Ama üzümle, denizle ve bilhassa Akdeniz’le (Ege ve Marmara da Akdeniz’in güzel birer uzantısı değil midir?) ilişkili bir iş olduğu için, “bozulma” sözcüğü burada kötü bir şey ifade etmez. Tıpkı renk değiştirerek yeni bir hayatı müjdeleyen ağaçlar gibi, bağın bozulması da yeni bir dönemin başlangıcıdır. O bağ, bozulmazsa kötü olur zaten. Elle toplanan üzümlerden şarap yapılacaklar varsa, derhal işlenir ve bir ay sonra içilecek kıvama gelir taze şaraplar. İsteyenler için dinlendirmeye alınırlar elbette. Ne güzeldir tazecik şarapla, denizin o mevsimde sunduğu balığı yan yana koklayabilmek! Hele bu ikisini, masmavi, ışıl ışıl, şıkır şıkır denize karşı dostlarla paylaşabilmek!

                Peki eylülün üzümle haşır neşirliği, sadece bağbozumundan mı geliyor? Aslında hem evet, hem de hayır. Dilimize Arapça ve Süryanice “aylûl” sözcüğünden girse de, aslında sözcük, Arapça’dan çok ama çok daha eski. Bütün Mezopotamya dillerinde şeklen var ve yaşıyor. Aramcada “elûl” olan sözcüğün kaynağı, Sümerceden sonra tüm Mezopotamya’ya hâkim olan ve yaklaşık dört bin yıl önce tüm bölgeye yayılan Akkadca “Elûlu”. Kelime karşılığı ise hasat ve bağbozumu. Bununla da kalmamış, tüm Mezopotamya kültürlerinde, yılın altıncı ayı (çünkü takvim yılı, baharda başlardı) olan eylülde bağbozumu festivalleri düzenlenir, tanrılara üzüm ve şarap sunulurdu.

 

Yazan: Tayfun Timoçin