YELKENLER KORUNARAK UZUN YAŞAR

YELKENLER KORUNARAK UZUN YAŞAR

Yelkenlerimiz yeni sezona hazır mı? Yoksa elden geçmesi gereken yerleri var mı?

Sezona yaklaşırken…” diye başlayan onlarca yazı görüyor, okuyoruz. Bunların çoğunda “yeni” malzemelerden söz edilir ama herkesin her yeni sezonda yeni yelkenler satın alması olası değildir kuşkusuz. Sonuçta, yelken dediğimiz şey de öyle tekneye giderken markete uğrayıp iki koli alınabilen bir ürün değil. Evet eskirler ama iyi bakılırlarsa uzun yaşarlar. Yelkenlerimizin ömrünü uzatmak için yapabileceğimiz pek çok şey var ve bazılarını, epey ihmal ettiğimiz bilinen bir gerçek. Zaten hep öyle değil midir? Ev de, araba da, hatta kendi bedenimiz de iyi bakılırsa uzun ömürlü olur.

AŞINMA VE SÜRTÜNME

Dememek gerek. Armada, vardavelada ya da güvertede yelkenlere sürtünen herhangi bir şey varsa, bu, sonradan karşımıza “sorun” olarak çıkacaktır çünkü. “Canım o kadarcık şeyden de ne olur?” demeden bütün önlemleri almak, iyi denizcilik örneğidir. İyi bir denizci asla, “Aman canım boş ver, bir şey olursa gider yenisini alırım” demez.

DEĞİŞTİRLEBİLİR UNSURLAR

Eğer yelken bir yere devamlı olarak sürtünüyor veya çarmıhlara temas edecek şekilde çok sıkı trim ediliyorsa, sürekli gelen bu sürtünme etkileri eninde sonunda ciddi zararlara yol açacaktır. Eğer bu durumu erken tespit edebilirsek ki etmemek için yelkenlere hiç bakmamak gerekir, sürtünülen yüzeyi/teli buna uygun hale getirmek bir çözüm olabileceği gibi, yelken trimimizi değiştirebilir hatta yarışçı değilsek, yelkenin, kaçınılmaz sürtünen kısmının takviye yelken bezi ile güçlendirebiliriz.

UV KALKANI KUMAŞLAR

Sıradaki aşındırıcımız, hepimizin çok iyi bildiği UV ışınları. Güneşten gelen ve korunmamızı gerektiren zararlı ışınlar. Kremlerle, spreylerle kendimizi koruduğumuz bu ışınlardan yelkenlerimiz de nasibini alıyor elbette. Güneşe maruz kalmak zaten her kumaşın kullanım ömrünü kısaltır, yelkenler de doğaüstü bir güce sahip olmadıklarından aynı şekilde etkilenirler. Bu yüzden yelkenler sarıldıklarında/kapatıldıklarında güneş ışınlarına maruz kalsın, çürüsün atılsın, yerine yenisi dikilsin diye kurban edilebilir, harcanabilir kumaşlar dikilir. İşte o renkli kumaş kısımlar, günümüzde biraz daha UV’ye dayanıklı hale getirilmekte ama yine de amaçları, yelkenlerimizi korumak. Bu nedenle teknemizi dinlenme yerinde bırakırken, yelkenlerimizi en uygun şekilde sardığımızdan/topladığımızdan emin olmamız gerekir. Gönül ister ki yelkenlerin yer yanını bir kılıfla kaplayıp bırakalım ama eğer mümkün değilse, sadece bu UV için yapılmış kumaş kısımların güneşe maruz kaldığından, yelken bezinin hiçbir şekilde güneşle temas etmediğinden de emin olmalıyız. Aksi halde güneş ışınları, teknemiz bizi beklerken, sakin sakin yelkenimizi gevretebilir.

İPLİKLER, DİKİŞLER

Tabii yelkeni koruyan UV kalkanı kumaşlar da zamanla sorun yaşayacaklardır. Zaten onlar, o sorunları yaşasınlar diye oradalar. Önce renkleri solacaktır muhtemelen. Ama gözümüzün her türlü aşınmaya da dikkat kesilmesi gerekir. Pek kolay akla gelmez belki ama kumaşların UV’den etkilenmeleri gibi iplikler de etkilenir ve aşınırlar. Zamanla ipliklerin de güneş ışınları nedeniyle gevredikleri ve yavaş yavaş söküldükleri, bir arada tutmaları gereken yelkeni artık tutamamaya başladıkları, bu nedenle yelkenin form bile kaybettiği bilinen bir gerçek. O nedenledir ki tekne sahibinin, en azından sezona girerken yelkenleri indirip, gözüyle, eliyle dokunarak yelkenlerini kontrol etmesi önemlidir. Aşınmalar, sökülmeler, yırtıklar vb. zararlar, sezon başlamadan, yelkenlerimizi hisa etmeden önce giderilmeli, işinin ehli ustaların eliyle yeni sezona, rüzgâra hazır hale getirilmelidir.

TUZ VE NEM

Hiç şüphe yok ki zaten zararlı olan, güneş ışınları ile birlikte zararı daha da katlanan unsurlardan biri de tuz. Tabii tuzu, malzemelerimizin, yelkenlerimizin üzerine yapıştıran da su. Tecrübe edenler mutlaka vardır, özellikle cenovaların anide yırtılan kısmı, çoğunlukla tekne dalgalara baş vururken sıçrayan suyun temas ettiği bölgedir. Bu nedenle yelkenleri arada sırada tatlı suyla yıkamak iyi bir fikirdir fakat yıkayalım ya da yıkamayalım, her zaman yelkenlerimizi kurutmamız, kuru olarak saklamamız, içlerinde nem bırakmamamız gerekir. Nem, küfe, dolayısıyla çürümeye ve zayıflamaya yol açacaktır. En iyisi, sakin havalarda yelkenleri kurutmak için biraz açık tutmaktır. Daha da iyisi, bu işlemi güneş battıktan sonra yapmak olacaktır.

Ex Volkan
Author: Ex Volkan