MÜSİLAJ KÂBUSU

MÜSİLAJ KÂBUSU

Denizlerimiz bir süredir müsilaj adı verilen “deniz salyası” ile adeta kâbus yaşıyor. En çok Marmara’da belirgin olan fenomen, sıcaklık değişimleri, kimyasal atıklar gibi pek çok unsurun bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkıyor. Uzmanlar, müsilajın yok olması için şartların normalleşmesi gerektiğini söylüyorlar. Yani sıcaklıkların, rüzgârın ve tüm çevre şartlarının normalleşmesi ile birlikte, kimyasal ve evsel atıkların da azaltılması gerekiyor.

            İstanbul kıyıları, Prens Adaları, Marmara Adaları, Gemlik Körfezi, Çanakkale Boğazı ve nihayet Kuzey Ege’de gözlemlenen müsilaj, biyolojik ve kimyasal pek çok unsurun bir araya gelmesi sonucu ulaşıyor. Bahar aylarında çoğalan çeşitliliğe paralel gelişen fitoplanktonlar, bitkisel canlılardır ancak deniz suyunun normalden fazla sıcak olması ve ilave kimyasal takviyeli bakteriyel etkinliklerle aşırı çoğalınca, ortaya bu istenmeyen etki çıkabiliyor. Kirliliğin de etken olduğu bu durum, sanayi ve ev tipi atıkların önüne geçilemediği Marmara Denizi’nde özel olarak artışa geçmiş görünüyor. Havanın bir süredir durgun olması da, temizlenmeyi geciktiriyor.

            Adriyatik ve Akdeniz’de eskiden bu yana gözlemlenen müsilaj, Marmara’da ilk kez 2007-2008 döneminde gözlendi. O günden beri de önlenemeyen bir artışa sahip. Deniz salyası da denen müsilaj, denizdeki canlılığa da olumsuz etkide bulunuyor.