AYIN SEÇKİSİ – DENİZ TUTMASI

TAYFUN TİMOÇİN

DENİZ TUTMASI

Kimsenin bana olmaz diyemeyeceği şeylerdendir deniz tutması. Peki bizi neden deniz tutar, nasıl önlemler alınabilir? Çare ve tedavi neleri kapsar?

Hazırlıksız yakalandığımız ve muhteşem olabilecek bir günü berbat eden bir canavardır deniz tutması. Pek çok kişi için bir hap yutmak veya kulak arkasına bir bant yapıştırmakla çözülebilir bir sorun gibi görünse de, kimi deniz tutması ilaçlarının ciddi yan etkileri olabiliyor. Her zaman etkili de olmayabilen bu ilaçlar, bu nedenle ilk akla gelen çözüm olmamalıdır. Yapılması gereken, birilerinin önerdiği bir ilacı derhal mideye indirmeden önce, deniz tutmasına neden olan etkileri gözden geçirmek ve ilk olarak ilaçsız çözümleri denemek daha tercih edilir bir yöntem olmalıdır.

VÜCUDUN HAREKET ALGISI

Vücudumuz, hareketleri üç yolla algılar. İlk olarak, kulaklarımızın içinde yer alan ve sinir sistemine bağlı olan denge merkezimiz vardır. Bu merkez, yukarı-aşağı, sağa-sola, ileri-geri, hızlı-yavaş gibi hareketleri algılar. İkinci olarak gözlerimiz hareket algılayıcılarımızdır. Üçüncü olarak da propriyoseptör (konum algılayıcısı) denen özel sinir hücrelerimiz vardır. Bunlar, kaslarda, bağ dokularda ve eklemlerde bulunurlar ve birbirleriyle ilişkili olarak hareketi algılarlar. Maruz kalınan hareket değişken olunca, ki karmaşık denizler üzerinde seyir buna iyi bir örnektir, bu üç birimden beyne ulaşan sinyaller gayet düzensiz ve algılaması zor olabilir. Vücut, böylesi bir çatışma durumunda zehirlendiğini sanarak reaksiyon gösterir ve bizimdeniz tutması dediğimiz çirkin mide bulantılı durum ortaya çıkar. Hele bir de çevremizde hoş olmayan kokular (kimine göre mazot, egzoz, pissu tankı havalandırması vs.), rahatsız edici gürültü ve başka nahoş etkenler de varsa, belirtiler çok daha yıpratıcı olabilir, deniz tutmasının şiddeti artabilir.

ERKEN UYARI SİSTEMİ

Giderek artacak olan deniz tutmasının ilk (ya da erken) belirtilerini (semptomlarını)çoğu insan fark etmez bile. Esneme ve uyku hali olarak ortaya çıkan bu hafif belirtili durum, kişinin sessizleşmesine ve içine kapanmasına neden olur. Bu ilk belirtiler algılanır ve duruma uygun önlem alınırsa, ileriki safhalar bertaraf edilebilir. Söz konusu ilk belirtileri göz ardı edenler, bir anda kendilerini kötü bir durumun içinde tutsak olarak hissedebilirler.

İKİNCİ AŞAMAYA GEÇİŞ

Bir ileriki aşama belirtileri, halsizlik, uyku hali, mide bulantısı ve bazen de titreme olarak ortaya çıkar. Kişi, uzanma isteği duyar, bazen bunu talep eder. Kalp, kanı daha çok yaşamsal organlara yönlendirmeye başladığı ve genel olarak iç organlarımızın olduğu bölge dışındaki bölgelerdeki kan yavaş yavaş çekildiği için yüzümüzün rengi de solmaya başlar. “Beti benzi atmak” deyimi, bu durumu tanımlar. Kişi ayrıca soğuk terleme, baş dönmesi ve gaz da deneyimlemeye başlayabilir. Çünkü vücut, alarma geçtiği için “gereksiz” işlemleri durdurmuştur ve bunlardan biri de sindirim sistemidir, gaz hissinin nedeni budur. (Sadece hisle de kalmaz tabii.) İşte bu aşamada çoğu kişi “hasta” yani deniz tutmasına yakalanmış olduğunu anlarlar ama iş işten geçmiştir ve hızlı ve etkin bir tedavi için çoğunlukla artık çok geçtir. Bazen kişinin iyileşmesi sağlanabiliyor olsa da, genel olarak hasta, bu vaziyete sıkışıp kalır ve en iyisi ya sakin sulara girmek veya daha da iyisi, tabii eğer belirtiler ısrarcıyla, hastayı limana geri götürmektir.

İLERİ SEVİYE BELİRTİLER

İleri seviye belirtiler de kusma ile başlar çünkü vücut artık diğer etkenlerle baş edememeye başlamıştır ve bu son derece doğaldır. Kusmadan hemen önce ağızda sulu bir tat oluşur. Hasta, bunun neyle sonuçlanacağını bilmelidir. Bunun en iyi çözümü bir kova, rüzgâraltı küpeşte veya kamarada tuvalet vs. olabilir ama kişi, aşağıda kalmamalı, kustuktan hemen sonra hızla yukarı çıkmalıdır. Pek çok hasta, kustuktan sonra çok daha iyi hissettiğini söyler. Bunun nedeni, zehirlendiğini sanarak bu belirtileri bize veren vücudumuzun, kusma sayesinde içinden zehri attığını düşünmesi, bu nedenle kanı eskisi gibi pompalamaya başlaması ve kapattığı sindirim sistemini yeniden hizmete açmasıdır. Böylece kişinin rengi de yerine gelir, rahatlar, oturup konuşmaya başlar. 

Öğürmek, daha az rastlanan bir belirtidir ve kolay kolay geçmez, yukarıda anlattığımız gibi rahatlama hissi bir türlü gelmez. Bu kişiler sürekli su kaybeder ve dehidrasyon tehdidi altındadırlar. Deniz tutması insanı öldürmez ama ciddi su kaybı, ölümcül olabilir. Bu durumdaki bir hasta, hızla sakin sulara veya limana ulaştırılmalıdır.

KORUNMA VE TEDAVİ

            Deniz tutmasından utanmaya gerek yoktur çünkü herkesin başına gelebilir. En deneyimli, en adı sanı bilinen denizciler bile zaman zaman bu illetle kötü saatler geçirebilir. Bu rahatsızlığın, sizin ne kadar entelektüel olduğunuzla veya midenizin ne kadar sağlam olduğuyla bir ilgisi yoktur. Vücudun denizin hareketlerine uyum sağlaması ve yeni hareketler düzeni ile başa çıkması biraz zaman alır. Vücut, böylesi değişik hareketlere uyum sağlamaya çalışırken çoğu insan bu adaptasyon sürecinde kendilerini hasta hissetmemeye gayret eder. Peki ilaçlara veya bantlara başvurmaksızın yapılabilecekler nelerdir? 

ZENCEFİL

            Bazı doğal tedavi yöntemleri, rahatlama hissini çabuklaştırır. Zencefil, antik çağlardan beri bu amaçla kullanılagelmiştir ve huzursuz olmuş mideyi rahatlatır. Türkiye’de pek çeşit yok ama yurtdışında özellikle denizcilerin bu amaçla tercih ettikleri zencefilli bira ya da zencefil konsantrasyonlu içecekler bulunmaktadır. Bizler, zencefil çayı veya bugünlerde marketlerde bile satılan zencefilli gazozlardan içebilir, doğrudan ince zencefil dilimi çiğneyebilir, bu muhteşem bitkiyle yapılmış şekerlemelerden yararlanabiliriz. Hatta zencefilli sakızlar bile piyasada bulunmaktadır. (İngilizler asırlardır boşuna üretmiyorlar zencefilli birayı.)

ÖNCEKİ 24 SAAT ÇOK ÖNEMLİ

            Bazı tedbirler de işe yarayabilir. Seyre çıkmadan önceki 24 saat içinde yiyip içtiklerimize dikkat etmek iyi bir fikirdir. Bu süreçte ağır yiyeceklerden kaçınmalı, çok alkol almamalı, iyi ve yeterli uyunmalıdır. Bu tedbirler, vücudumuzun, deniz hareketlerine uyum sürecinde daha dirençli olmasını sağlar. Endişe, deniz tutmasını hızlandırdığı için tekneye çıktığınızda, deniz tutmasına yakalanma endişesini zihninizden silmeye çalışın ve işin keyfini düşünerek neşeye ve keyfe odaklanın. Nasıl rahatlıyorsanız, öyle rahatlayın ama rahatlayın. Kimi şarkı söyler, kimi küfreder, kimi ıslık çalar… Kendinize en iyi gelen yöntemi siz bilirsiniz. Eğer böyle bir endişeniz varsa, mümkün olduğunca güvertede kalın ve ufku görün. Ufka bakmanız gerekmez ama ufkun, görüş alanınız içinde olması gerekir. Algıyı doğru yönlendirmek, beyne düzlem algısını doğru iletmek için gereklidir bu. Ufuk algısını yitirmek, deniz tutmasına yol açabilir. Bu nedenle aşağı inip yemek pişirmek, kitap okumak, seyir sırasında tamirata girişmek, olta hazırlamak gibi ufuktan uzaklaşmış algı, hassas kişilerin rahatsızlanmasını hızlandırabilir. Belirtileri hissetmeye başladığınızda teknedeki diğer arkadaşlarınıza durumunuzu bildirmekten çekinmeyin ki onlar da sizi tembellikle suçlamasınlar ve durumunuzu anlayışla karşılasınlar. 

DÜMENE GEÇİN

            Belirtilerin geleceğinden endişeli iseniz, önlem amaçlı aksiyona geçmeniz yararlı olacaktır. Bunların içinde en çok işe yarayanı, ufka ve denizin ritmine fevkalade konsantre olmayı gerektirdiğinden, dümen tutmaktır. Derin derin nefes alın ki beyin, oksijensiz kalmaya başladığını varsaymasın. Size kötü gelen bütün kokulardan uzak durmaya gayret edin. Kamaraya inmemeye özen gösterin, inerseniz de sadece uyumak için inin. Yatıp uyumak, gözlerin algısını ortadan kaldırır ve vücudu rahatlatır. Pek çok kişi belirtileri hisseder hissetmez inip yatar. Bu iyi bir önlemdir ama o zaman da seyre çıkmış olmanın bir anlamı kalmaz, güzel olması gereken gün uyuyarak geçer. 

GÜRÜLTÜ AZALTILMALI

            Gürültüyü olabildiğince azaltın. Sağda solda oraya buraya çarpan eşyalar, yüksek sesli müzik (deniz tutmasına yakalanmayan arkadaşlarınız müziğin eğlenceli olduğunu düşünerek sesini açabilirler ama o an sizin için ıstırap vericidir, bunu söyleyin) hastalığınızın belirtilerini arttıracaktır. Hiç hava olmasa bile veya çok az olsa dahi anayelkeni açın ve ortalayın. Bu, teknenin yalpalamasını azaltır. Demirde, her iki bordadan kova veya bu iş için özel yapılmış malzemeleri suya sarkıtarak da liman yalpasını azaltabilirsiniz. Uzun süreli seyirlerde çoğu insan için demirde uyuyarak geçirilen ilk gece, vücudun deniz hareketlerine uyum sağlamasını sağlar. 

DIŞ YARDIMDA ÖNCELİK BANTLARIN

            Eğer bunlara rağmen sorun giderilemiyorsa ve ilaç kullanmaya karar verildiyse, O zaman hap yutmak ikinci, yapışkan bantlar birinci tercihimiz olmalıdır zira daha az yan etki tespit edilmiştir. Hiç kuşku yok ki, tıbbi bir yardıma ihtiyaç duyulduğunda bunlar, öncesinde doktora danışarak kullanılabilir. Fakat hamile veya emziren kadınların mutlaka doktora danışması gerekir ve çoğu ilaç, çocuklara uygun değildir.