ÇARŞAMBADAN GURCATAYA, PENÇEDEN ÇARMIHA

ÇARŞAMBADAN GURCATAYA,

PENÇEDEN ÇARMIHA                                                     

Tayfun TİMOÇİN

Çarmıh telleri, direğimizi ayakta tutan en önemli unsurlardır.

İsimlerini nereden aldıkları ise keyifli bir okuma sunar.

            Hepimizin malumu olduğu üzere yelkenli teknelerin direkleri vardır ve bu direkler asla tek başlarına dimdik duramazlar. Direkleri ayakta tutan çelik teller vardır. Direğin tepesinden teknenin başına ve kıçına inen tellere ıstralya, yanlara inenlere de çarmıh denir. Çarmıh sözcüğünü başka yerlerden de biliriz. Mesela Hz. İsa’nın Romalılar tarafından çarmıha gerilmesi, tüm insanların bir şekilde duyduğu bir olaydır. Peki teknenin direğini tutan çarmıh teliyle, Roma İmparatorluğu’nda popüler bir infaz uygulaması olan çarmıha germenin nasıl bir ortak noktası olabilir? Neden birbirinden bunca farklı bu iki cisim için aynı sözcük kullanılıyor?

 

DÖRDÜNCÜ VE BEŞİNCİ GÜNLERİMİZ

            Bunu tam olarak kavrayabilmek için, bazı başka bilgilerimize başvuralım. Tavla oynamayı bilenlerin çok hâkim oldukları bir “tavla dili” vardır. “Hep-yek”, “dü-se”, “dü-şeş”, “câr-ü se” vs. Mesela tavla oynarken attığımız zar dört üç gelince neden dört-üç demiyoruz da “câr-ü se” diyoruz? Kestirmeden söyleyelim: Bu sözcükler, Farsça’dan aldığımız rakam isimleri. Gelin birlikte Farsça birden ona kadar sayalım: Yek, do, se, çehar, penc, şeş, heft, heşt, noh, deh.

            Bizdeki gün isimlerinden ikisi de buradan gelir. “Çarşamba”nın adı neden çarşamba? Çarşamba, haftanın dördüncü günü. Haftanın ilk günü, İngilizce ve Almanca bilenlerin yabancısı olmadıkları ama aslında kaynağı Ortadoğu olan gelenekte, pazar imiş bir zamanlar. Farsça dört anlamına gelen “çehar” ile yine Farsça “gün” anlamına gelen “şenbih” sözcükleri birleşip “çehar-şenbih” olmuş, dilde yuvarlana yuvarlana da “çarşamba”ya dönüşmüş. Aynı şekilde, beşinci gün de perşembe. Çünkü yukarıda gördüğümüz gibi “penc” ve “şenbih” birleşmiş, “penc-şenbih” olmuş, dilimiz de onu yuvarlayıp perşembeye evirmiş. Belki de perşembenin gelişi bu nedenle çarşambadan bellidir!

 

MIHLANIP KALMAK

            Peki tekne direklerini ayakta tutan tele ve bir idam şekli olan çarmıha gelelim şimdi de. Efendim, “mıh” lafını da biliriz ve kullanırız. “Mıhlamak” mesela. “Adam beni duvara mıhladı” veya “Öyle bir laf etti ki mıhlanıp kaldım” benzeri kullanımları vardır. İşte o mıh da Farsça. Çivi demek. Ama özellikle de tahtadan yapılan uzun çivilere denirmiş. Lakin tüm çiviler sonradan mıh adını almış. Çarmıh da, tahmin ettiğiniz gibi Farsça dört olan “çehar/çahar/çâr” sözcüğü ile bu çivinin birleşimi. Yani “dört çivi” demek. Uzun ahşap çivi dedik ya, işte ona bugün kazık da diyebiliyoruz. Yani çarmıh, “dört çivi” veya “dört kazık” anlamında kullanılabilir. Roma’nın kullandığı idam yöntemi olan çarmıh, (tabii onun Ortadoğu’daki adı çarmıh, Batı’da başka isimleri var) bir olasılık dört çıkıntılı ahşap bir nesne olduğu için, bir başka olasılık da kurbanın üzerine dört çivi ile “mıhlanması”ndan alıyor adını. Ama bir başka olasılık daha var. Üzerinde insan olan ağır ve iri bir çarmıhı toprak üzerinde dik tutmak kolay değil. İşte Romalılar da koskoca çarmıhı ayakta tutmak için dört bir tarafından halat gerer, düşmemesini sağlarlarmış.

 

GURCATA

Biliyorsunuz, çarmıha germe yöntemi asırlarca kullanıldı ama Hz. İsa çarmıha gerilince o görüntü bir sembol oldu ve adına haç dendi. Tekne direklerinde de haça benzeyen, adı “gurcata” olan, direğe dik ve yatay olarak uzanan kısa çubuklar vardır. Bu gurcatalar sayesinde direğe karşıdan bakınca haça benzer. İşte hem bu benzerlik, hem de direği ayakta tutabilme amacı sayesinde o tellere bizim kültürümüz “çarmıh teli” adını vermiş.

Bizim dilimizdeki “gurcata” da yabancı değil, aynı yerden geliyor. İspanyolca “cruceta” (kruseta), Fransızca “croisette”, İtalyanca “crocetta”, Mısır’da “kerozeta” diye bilinen sözcük, İngilizce bilenler için söyleyelim, “cross trees”, yani birbirine dik çakılmış ağaç/tahtalar demek. Hadi kısasını söyleyelim: Haç! Zaten haçın İngilizcesi de “cross”.

 

EL PENÇE DİVAN

Konumuzla çok ilgili olmasa da bir de hediyesi olsun yazının. Yukarıda söylediğimiz gibi penc, Farsça beş demek. Hepimizin elinde kaç parmak var? 5. Bu sadece bizde değil, diğer omurgalı ve memelilerde de böyle. İşte tam da bu nedenle, mesela bir aslanın eline “pençe” deriz.