DADDBülten

Şubat 2021, Sayı: 4

Başkan'dan...

Zafer Türkmen

Değerli üyelerimiz,

Malum, hepimizin vakti değerli. Bu nedenle her ay elinize ulaşan bültenimizde, keyif alacağınız, bilgileneceğiniz konulara yer vermekle birlikte, onu daha rahat okuyabilmeniz için bazı düzenlemelere gittik. Bülten içindeki linklendirmelerimizi fark edeceksiniz.

Bununla birlikte, bülteni sadeleştirmek, diğer yazılara daha çok yer açabilmek, sizlerin zamanından daha az ödünç almak ve her duyuruyu sıcağı sıcağına sizlere ulaştırabilmek amacıyla, doğrusu hantal bulduğum “Başkan’dan” isimli köşeyi kaldırmaya, haber ve duyuruları bültende değil de daha aktif olarak sizlere e-posta ve whatsapp kanallarıyla ulaştırmaya karar verdim. Böylelikle hem bültenimiz sadeleşecek, hem de her duyuru sıcağı sıcağına sizlere ulaşmış olacak. Anlayışınız için teşekkür ederim.


Görüşmek ümidiyle…

Zafer TÜRKMEN

MAKALE

TEKNEMİZİ ÇİĞ ÇİĞ YİYEN SİNSİ TEHLİKE

Elektrik hep vardır ve asla yok olmaz. Ona sürekli yiyebileceği bir şey vermek şarttır.

  Tekneler de hastalanır. Nasıl kendimize iyi bakmadığımızda hastalanırsak, iyi bakmadığımızda teknemizde de bazı sorunların ortaya çıkması kaçınılmazdır.  Eğer iyi bakılmamış bir bedende henüz bir rahatsızlık belirtisi yoksa bu, bazen şans, bazen zamanlama ile ilgili olabilir. Başka deyişle, henüz bir sorun görmediyseniz, sevinmek için acele etmeyin, bekleyin görürsünüz! Kendi hayatımızı da teknenin hayatını da (ki aslında ikisi de aynı şeydir) şansa emanet edemeyiz.

   Dünya genelinde tekne sörveyi yapan uzmanların ikinci el teknelerde rastladığı en büyük problemi ele alacağız bu yazıda. Aklınıza hemen ozmos gelmiş olabilir ama değil, zira ozmos, az sayıda ve neredeyse terk edilmiş denebilecek kadar ilgisiz kalınmış teknelerin başına gelen bir hastalık. Bahsedeceğimiz şey çok daha büyük bir sorun. Çünkü biz teknenin içindeyken, onunla geziyorken, eğleniyorken teknemizi canlı canlı yiyen, başımıza bir felaket açmak için her an çalışan sinsi, korkunç, karanlık ve yorulmak bilmeyen, her an direğimizi devirebilecek, bumbayı yok edebilecek, devasa yükler altındayken vinçlerin yerinden fırlayıp gitmesini sağlayabilecek bir hastalık bu: Galvanik korozyon!

Tamamını okumak için tıklayınız.

AYIN LAFI

“TUTYA”

Tekneye gözümüz gibi bakıyoruz. Kanıtı da tutya. Teknemizi koruyan şey ile asırlar önce gözlerimizi koruyan şeyin aynı olduğuna inanmak kolay değil. Ama doğrusu bu.

        Mevlânâ, Dîvan-ı Kebîr’de der ki:

      “Ey gözlerimizi sürmeleyen, ey can gözümüze tutya olan güzel.

      Mevlânâ, 13’üncü yüzyılda yaşamış, büyük düşünür, şair, irfan sahibi. Aynı yüzyılda yaşayan ve Batı’ya yepyeni hayaller kurma fırsatı veren Marco Polo ise, Harikalar Kitabı adlı seyahatnamesinin bir yerinde, “Burada epeyce demir, çelik ve andanik bulunur ve en ince çelikten çok büyük ve güzel, çok sayıda ayna yapılır. Tutya burada bulunmaktadır ve göz hastalıklarına çok iyi gelmektedir.

       Demek, tutya diye bir şey var ve 13’üncü yüzyılda moda.

      Acaba gözümüzü koruyan bu tutya, teknemizi koruyanla aynı şey mi?

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

KİTAP ÖNERİSİ

ARGONAUTİKA – RODOSLU APOLLONİOS


DADD’ın Karadeniz’de düzenlediği ralliye katılanların olduğu kadar mitolojiye ilgi duyanların da aşina oldukları Argonotlar hakkında yazılmış en önemli eser. Hatta Argonotlarla ilgili bilgimizin neredeyse tamamını bu esere borçluyuz denebilir. Büyşük İskender’in ölümünden çok kısa süre sonra yazılmış bu eseri Türkçeye çeviren ise bir başka usta, Ari Çokona.

Tamamını okumak için tıklayınız.

AYIN ŞİİRİ 

Teknelerde, sohbetlerde şiirden kopmayalım, şiir gibi yaşayalım diye…

Foto: Feyza Doğan/ Unsplash

       Denizlerden uzak kaldığımız şu günlerde içimizi ısıtacak bir şeye ihtiyaç duyuyor olabiliriz. Ülkemize has Mavi Yolculuğun önderlerinden olan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun, bu konudaki şiiri, mavileri özleyenlerin bildiği bir eserdir. Bilmeyenlerin de içinde birşeyleri kıpırdatacağı kesin.  


MAVİ GEZİ


Mavi gezi bir ağaçtır

Dalları deniz.

Mavi gezi bir bahçedir

Gülleri deniz.

Mavi gezi bir gelindir

Telleri deniz.

Mavi gezi bir beşiktir

Bebeği deniz.

Bebeğimin

gözleri deniz

elleri deniz

dişleri deniz

Mavi gezi bir rüyadır

görülmemiş.

Mavi gezi bir cennettir

ellenmemiş

dillenmemiş.

Mavi gezi bir masaldır

söylenmemiş

yazılmamış

çizilmemiş.


Mavi gezi bir mavidir, adı yok.

Ağam sensiz bu mavinin tadı yok.

Ağlamak yok, sızlamak yok mavi var.

Dünya boyunca yürek dolusu

İman boyunca Allah dolusu

Otur çakıllarını boya mavi yavrusu

Hey betine bereketine, kalınlığına

Etine buduna kurban olduğum, gibi görünen su.

Bir kızım olursa adı DURUSU.

                                   

Bedri Rahmi Eyüboğlu (1911-1975)

27 Kasım 1973

AYIN SEÇKİSİ

BEDRİ RAHMİ’NİN BALIĞI

     1947’de, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir, Sabahattin Eyüboğlu’ya bir mektup yazar. Biraz sitem, biraz teşvik vardır mektubunda. Mektubunda özetle, “Siz İstanbullu aydınlar çöreklendiniz İstanbul’a. Ne var şu İstanbul’da? Çıkıp biraz Anadolu’yu gezin. Eğer bu yaz da Bodrum’a gelmezseniz hepinizi sileceğim” der. (Mehmet Eyüboğlu’nun anlatımından.)

   Arkadaşı Cevat Şakir’den zehir zemberek mektup alan Sabahattin Eyüboğlu, mektubun muhatapları olan diğer aydınlarla da bunu paylaşınca, sahiden ertesi yaz Bodrum’a gidilir. Ve işte efsanevi Mavi Yolculuk, o zaman başlar.


    Mavi Yolculuğun öncülerine bakar mısınız: Cevat Şakir, Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, kardeşi Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Melih Cevdet Anday, Abidin Dino… Daha kimler kimler… Ülkemizin kültürel hayatını şekillendiren, ciltler dolusu kitap yazmış veya yığınla eser vermiş insanlar. Yani Mavi Yolculuğun başı bilgi, gövdesi kültür, yüreği dostluk.

   Ancak biz bu sayıda biraz Bedri Rahmi üzerinde yoğunlaşıyoruz. Göcek’te, Tersane Adası’nın karşısında, güncel adı Taşyaka Koyu olan cennet koyu çoğu denizci bilir. Ama burayı daha çok Bedri Rahmi Koyu olarak tanırız. Çünkü Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1974’teki bir gezisinde buradaki irice bir kayaya, aslında içinde başka hayvanlar resmedilen fakat bütünü itibariyle balık olan bir orfoz çizmiş, hepimize miras bırakmıştır. Bedri Rahmi’nin balığından biraz yukarıda da Azra Erhat’ın bir kaya üzerine nakşettiği uçurtma mozaiği yer alır.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Azra Erhat

    Gelin, Bedri Rahmi’yi, Mitoloji Sözlüğü, İlyada ve Odysseia çevirileri başta olmak üzere pek çok değerli esere imza atmış Azra Erhat’ın, Mavi Yolculuk isimli eserinin ikinci cildinden okuyalım:

  “Nice mavi yolcular vardır ki, yolculukta çektiği fotoğraflarla fotoğrafçılık mesleğine yaklaşmış, hatta fotoğrafçılığı kendine meslek olarak seçmiştir. Nice mavi yolcular vardır ki, gezi sonunda resim, heykel ya da dekorasyon dallarında mavi yolculuğu konu edinmiş, orada edindiği esintileri bir sanat kolunda değerlendirme yoluna gitmiştir.

Hele ressamlar mavi gezi sırasında öylesine şaşırtıcı renkler ve biçimlerle karşılaşırlar ki, mavi yolculuktan önceki resimleri ile mavi yolculuktan sonraki resimleri arasında büyük bir ayrılık görülür. Sanatlarına mavi yolculuktan motifler almakla kalmazlar, bu eşsiz ve sonsuz esin kaynağı sanatlarını yenilemeye yol açar. Bunların en başında Bedri Rahmi Eyüboğlu gelir. Bedri Rahmi mavi gezinin şiirini yazmakla, her mavi gezide elinde kalem ve fırçaları, boya kutuları, paletleri ile her eline geçeni resme geçirmekle kalmamış, gezdiği yerlerde de kendinden bir şey bırakmak, doğaya da kendini katmak gereksinmesini duymuştur. Fethiye Körfezi’nde Osmanağa suyu denilen bir koyda kocaman bir kayaya boyadığı kocaman balık; çamlar, çeşit çeşit ağaçlar, bitkiler ve çiçekler arasında insan elinin doğaya karışmasının parlak bir simgesidir. Bedri Rahmi oraya bir anıt dikmiştir. Mavi yolcuların hemen hepsi mavi gezinin güzelliğine bir güzellik katmak gereksinmesini duyarlar. Onun içindir ki Bedri Rahmi’nin ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu her gezide bir anıt yapmak üzere tertibat alır ve hiçbir geziden bir anı bırakmadan dönmezdi.” (Azra Erhat, Mavi Yolculuk 2, İnkılâp Kitabevi, 1997, s.32-33)


    Güzelliğe güzellik katıp anıt bırakmak için yarışan mavi yolculardan, her gittiği koya çöpünü bırakan mavi yolculara nasıl geldik bilinmez ama bu yolu açan güzel insanlara buradan selam olsun.

BİLGİNİZİ SINAYIN

Geçen ayın cevap anahtarını altta bulabilirsiniz. Bu ayki sorularımız yine farklı alanlardan, bilgimizi tazelemek için seçildi. Kolaylıklar dileriz.

1.Sabit bir açı (yakl. 60 derece) kullanıldığı için özellikle gece ve kısıtlı görüş durumlarında gerçekleştirilen denize düşmüş kazazedeyi kurtarma manevrası hangisidir?
a.Robenson Hamlesi
b.Williamson Dönüşü
c.Nicholson Gülüşü
d.Johnson Manevrası
e.Klakson Gürültüsü

2.Çapaya bağlı halat ve/veya zincire denizde verilen uzatma payı hangisidir?
a.Bosa
b.Alesta
c.Kalamar
d.Kaloma
e.Çapari

3.VHF cihazlarında aynı anda hem kanal 16’yı hem de bir başka kanalı dinleyebilmeye olanak tanıyan, “çift kanal dinleme” anlamına gelen ve cihazların üzerinde D/W harfleriyle gösterilen orijinal terim hangisidir?
a.Deutsche Welle
b.Dual Watch
c.Dolphin Whale
d.Doping Wonder
e.Dreaming William

4.Suyun kaldırma kuvvetinin etkisiyle, bir insan çenesine kadar suya girdiğinde, denizde, karadaki ağırlığının yüzde kaçı gelir? (Oran, denizin tuzluluğuna göre değişse de, ortalama genel değerdir.)
a.%50
b.%75
c.%1
d.%25
e.%10

5.Bugün saat 21.00’de doğan Ay, yarın saat kaçta doğacaktır?
a.19.30
b.21.50
c.22.15
d.23.00
e.21.05

GEÇEN AYIN CEVAP ANAHTARI: 1:c, 2:d, 3:a, 4:b, 5:b

Sosyal Medya Hesaplarımız

KÜNYE

Sahibi: DADD Yönetim Kurulu adına Zafer Türkmen

Editör: Tayfun Timoçin

Uygulama: Volkan Yalçınkaya

Ayda bir yayımlanır.

Web Görüntüle ]

Denizlerdeyiz.org gönderimlerinin tarafınıza sorunsuz ulaşmasını istiyorsanız lütfen
[email protected] ve [email protected] adreslerini güvenli kullanıcılar listesine ekleyiniz.

Bahçelievler Mahallesi Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Sokak No : 22/5
Bahçelievler / İSTANBUL

Telefon : 0(545) 950 32 33
www.denizlerdeyiz.org e-mail: [email protected]